| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

YENİŞEHİR KOLEJİ

“Kabahat senin demeye dilim varmıyor ama… kabahatin çoğu senin, canım kardeşim…” NAZIM HİKMET RAN

Yazılar arşiv 10.2009 Other entries in 2009-10 resimler, videolar

29 EKİM

CUMHURİYET  BAYRAMI'MIZ

KUTLU OLSUN

ASLAN TERBİYECİSİ...

261020090103133006910_3 

TESLİM'İYET-YILMAZ ÖZDİL-HÜRRİYET

Teslim’iyet töreni


PKK’lıların memlekete gelişi, tüm yurtta, dış temsilciliklerimizde ve KKTC’de törenlerle kutlandı.

Terörist olmadıkları, olsa olsa terörişko oldukları açıklanan PKK’lılar, sınır kapısına serilen kırmızı halı üzerinde, protokol tarafından, çiçeklerle karşılandı. Yetkililerin, gözyaşlarıyla birbirlerine sarılarak, çak yaptıkları görüldü. Giriş işlemlerini önceden hazırlamayarak, 4 saniye beklemelerine sebep olan memur, görevden alındı, mağdur PKK’lılardan özür dilendi, araya Ahmet Türk girdi, tatsızlığın büyümesini önledi, Ahmet Türk’e teşekkür plaketi verildi. Bando eşliğinde üstü açık arabaya bindirilen PKK’lılar, resmi geçit kortejine katılarak, halkı selamlaya selamlaya Silopi’ye girdi. Temsili karakol baskınının gerçekleştirildiği törenlerde, temsili bir askerin, tahta tüfekle sağa sola ateş ediyormuş gibi yapması, coşkuya gölge düşürdü. Divan-ı harbe verilen askerin, akli dengesinin bozuk olduğu ortaya çıktı. 25 atletin İmralı’dan getirilen toprağı PKK’lılara sunmasının ardından, güzergâh üzerindeki devlet dairelerine molotof atıla atıla, Vilayet Konağı’na geçildi. Makam aracını PKK’lılara tahsis ettiği için yürüye yürüye gelen Vali’nin kapıda karşılamaya gecikmesi, PKK’lıları tek başına karşılamak zorunda kalan ABD Elçisi tarafından skandal olarak nitelendirildi. Sinirlenen elçi, “Bu memleketin sahibi yok mu kardeşim, her şeyi biz mi yapacağız” diye bağırdı, araya Emine Ayna girdi, tatsızlığın büyümesini önledi, ona da teşekkür plaketi verildi.¡Karayoluyla Diyarbakır’a giden PKK heyeti, oradan, havayoluyla Ankara’ya geçti. Ancak, bu seyahat için, başbakanlığa yeni alınan 18 koltuklu DAP uçağının tahsis edilmesi, krize sebep oldu. PKK’lıların “Sıkış tepiş olacağını bilseydik, gelmezdik” diye yakınması üzerine, derhal 40 koltuklu Ana uçağı tahsis edildi. Bu bekleme sırasında VIP’te yürekleri ağızlara getiren bir sabotaj girişimi yaşandı ve “Türk” kahvesi ikram edildi... Irkçı muameleye maruz kaldıklarını söyleyen PKK’lılar, “Kalkın, dönüyoruz Kandil’e” dedi. Allah’tan Sırrı Sakık devreye girdi, “Espresso olmadığında ben bile Türk kahvesi içiyorum” diyerek, tatsızlığın büyümesini önledi. Faşist garson gözaltına alındı.
Sırrı Sakık’a da teşekkür plaketinin yanı sıra Beluga havyarı takdim edildi.
¡Başkent’e inen PKK’lılar, gündüzdü ama havayi
fişeklerle karşılandı, deve kesildi, nazar değmesin diye alınlarına sürüldü, TOKİ’nin hediyesi dubleks dairelerin anahtarları hediye edildi. Limuzinlerle TBMM’ye geçen PKK’lılar, önce, Meclis Lokantası’nda AB büyükelçileriyle basına kapalı yemek yedi, sonra, DTP grup toplantısına katıldı; Şeş TV’nin yanı sıra, Roj TV’den de naklen yayınlandı. Ayak altında dolaşmasınlar diye, CHP ve MHP grup toplantıları iptal edildi, “Çok istiyorsanız gidin orada yapın” denilerek, ilk meclis tahsis edildi.
¡PKK’lıların yarın İstanbul’a geçmesi, Savarona’yla Boğaz turu atması, akşam da Çırağan Sarayı’nda gazetecilerle yemek yeyip, topluca Reina’ya gitmeleri bekleniyor.

15 EKİM İPEK DOĞDU...

Project_0001 

PENGUEN

enguen 

PENGUEN

17ac3b90669c2e92ae79f7cde8c23b26 

PENGUEN

enguen_kapak368 

TEHLİKELİ CEHALET-PROF.DR.ERDAL ATABEK

Ayın dünyadan uzaklığını bilmemek 'tehlikesiz cehalet'tir.  Bunu bilmezseniz 'tehlikesi yoktur'.  Ama önünüzdeki çukuru göremezseniz, bu  'TEHLİKELİ CEHALET' olur.

 Çukura düşer ve kurtarılmayı bekleyerek   debelenirsiniz. Belki birisi sesinizi duyar ve sizi kurtarır. Ama artık siz kendinizi 'onun sizi kurtardığıduygusu'ndan kurtaramazsını z. Eğer o çukurdan kendi gücünüzle çıkabilirsenizözgüveniniz artar. Bağımlılıkla bağımsızlık arasındaki fark kısaca  budur. Durumunuzu bilirseniz belki kendinize yardım  edebilirsiniz. Ama başkasının kolunda yürürken kendinizi bağımsız  sanarsanız, işte bu  'TEHLİKELİ CEHALET'tir. Bugün Türkiye'yi bağımsız sanmak, bu nedenle  'tehlikeli cehalet'tir. Gönlü Arap  ülkelerinde, beyni Amerika'ya ipotekli, cebi  uluslararası  sermayeye çengelli bir siyasal iktidarla Türkiye  bağımsız olamaz. Atatürk Türkiye'si ile bugünkü ülkemiz arasındakifarkı görmemek, görüp de kabul etmemek, kabul edip de Atatürk'ü  eleştirmek  'TEHLİKELİ CEHALET'tir. Atatürk'ün büyük  hedeflerinden birisi 'bilince yönelik çağdaş  eğitim' idi. "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözü o'nundur.. Bugünün siyasal iktidarı için geçerli eğitim hedefi  bütünüyle değişmiştir.  Siyasal iktidarın eğitim hedefi, 'inanca yönelik  sermayenin hizmetine  uyarlı insan gücü yetiştirmek'tir. Din temelli  toplumun eğitim  amaçları her yolla devreyesokulmaktadır. Bunu görmemek, görüp de kabul etmemek, kabul edip de bu durumu'demokrasi sanmak' 'TEHLİKELİ CEHALET'tir. Demokrasi, bütünüyle bir kurallar ve kurumlar politikasıdır.Demokrasinin temeli laikliktir.Laikliğin temeli dindar-dinsiz ayrımı yapmamaktır.Laiklik olmazsa yurttaş eşitliği olmaz.Yurttaş eşitliği olmazsa demokrasi olmaz.Bunu bilip de bilmezden gelmek, bunu bilip de görmezden gelmek,'TEHLİKELİ CEHALET'tir.***Neden 'TEHLİKELİ CEHALET' toplumların başına bela olur?Çünkü, toplumların bir bölümü bu durumdan büyük çıkarlar sağlar.Geri kalan bir bölümü de küçük çıkarlarla yetinir. Bir bölümü, ilerde kendisinin de çıkar sağlayacağını umar, bir ölümüdurumu görür, toplumu uyarmaya çalışır, ama gücü yetmez.İşte böyle durumlarda da felaket kapınızı çalmıştır ve gelmektedir.***Bu durumun en yaygın araçları kitle iletişim araçlarıdır.Televizyon en yaygın biçimde bu doğrultuda çalışmaktadır.En izlenen saatler 'toplumu gerçek bilgilerden uzak tutmak' amacıylakullanılmaktadır.Ivır zıvır eğlencelikler, boş zevzeklikler,pırıltılı eğlenceliklerhep bu amaçla hazırlanmaktadır.Düşünmeye alışmamış beyinler de böylece oyalanıpgitmektedir.Düşünen beyinlerin de bu durumu önlemeye gücüyetmemektedir. . 'TEHLİKELİ CEHALET', farkına varmadan bu tuzağın içine düşüp eğlenmektir.Bunu bilip de bilmezden gelen, görüp de çıkar sağlayanlar, sonra da 'işte özgürlük budur' diyenlerse toplumun asıl belalarıdır.Bilmemiz gereken budur.Görmemiz gereken budur.Anlamamız gereken budur.Mücadelemiz de bu olmalıdır... PROF. DR. ERDAL

ATABEK